8 Kasım 2012 Perşembe

"Uyumayı Sevmiyorum"


Şanlıurfa'dan kayısı bahçelerinde çalışmak için Malatya' ya gelen bir aile, 
ki bunlar bizim işçilerimiz.
Aile büyüklerinden birinin, her akşam çocuklara 
"canlarım erken uyuyun ki yarın ki iş size tatlı gelsin" diye tembihlemesi hala aklıma çakılı..
Çünkü;
Yorgun bir beden çalışmayı asla sevmez.... 

Uyumayı sevmediğimden bende geceleri geç yatıyorum ve sabahları erken uyanıyorum. Uykusuz kalıyorum ama uyumayı sevmiyorum. 
Uykusuzluğun bedenime vermiş olduğu halsizliği ortadan kaldırmak için;
Duş alıyorum, sigara içiyorum, kitap okuyorum, kahvaltı yapıyorum, kahve içiyorum, çay içiyorum. Bunları yapmamla birlikte uykusuzluk belirtileri ancak 8:00 gibi siliniyor.
Bu aşırı gibi gözüken tüketim, yüzümde yeşermesine izin vermediğim uyuklama belirtilerin gitmesi içindir. 

Uykusuzluk kadar insanı perişan eden bir etken yoktur, o kadar zayıf ve güçsüzüz ki uykuya bile yenik düşüyoruz. Hal böyleyken insanoğlunda yeşeren bu aşırı beğenmişlikte neyin nesi...
Her ne kadar aklımız beş karış havada da olsa en azından ayaklarımız yere bassın.. 
İnsanların, kendini beğenmişliğin kensine bir faydasının olmadığı bilmemesi ne garip., 
Yaratan yaratılanı gerçekten zayıf yaratmış, zayıf yaratmış en azından ne olduğunu bilsin. Bu zayıflığa rağmen Yaratıcıya isyan içerisinde olan tipleri görmek ne garip..
Birazcık güçlü yaratmış olsaydı acaba insanların davranışları ve tavırları nasıl olur du?
En basiti bir hapşırmanın önüne geçebiliyor muyuz? 
Hapşırmayla beraber insan kalbinin anlıkta olsa durmasına engel olabiliyor muyuz?
Cevap tabi ki hayır. 
E o zaman...........!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder