30 Ekim 2012 Salı

Kitaplar ve Sen

Hatırlıyor musun sevgili?
Sana da bağlanmıştım.! Kitaplara bağlandığım gibi...
Biliyor musun? kitaplarla asla aramızı bozamıyorlar, aramıza giremiyorlar. Nifak tohumu ekemiyorlar.
ama seninle aramıza girdiler ve bizi;
ilk sınavımızda ayırdılar,
ilk depremimizde yıktılar,
ilk tufanımızda savurdular.
Bir kitap kadar bile olamadık be sevgili.
Meğer biz boş bir kitapmışız.
Biliyor musun, kitapları artık senden çok seviyorum, ihanetleri yok, terk etmeleri yok, başkalarının elinde sen gibi oyuncak olmaları yok.
Kendi düşünceleri var, kendi söyledikleri var, kendi kararları var.
Senin ise bir düşüncen, bir kararın bile yok, başkalarının kararları senin kararların olmuş be saf sevgili.
Kitaplar sana kızgın, seni anlatmıyorlar, senin ihanetini içlerine almak istemiyorlar, seni yaşatmak istemiyorlar, seni başkasına anlatmak hiç istemiyorlar be sevgili...
Kitaplar gerçek aşkı, gerçek sevgiyi ve gerçekten bağlılığı anlatmak istiyor.
Çok ısrar ettim ama seni anlatmıyorlar.
Sen dediğimde öfkeleri kabarıyor..
Seni yazmaya çalıştım be sevgili ama klavye yazmıyor, klavye yazınca word seni almıyor. word alınca bilgisayar kaydetmiyor, bilgisayar kaydedince matbaa basmıyor senin kitabını,
Denedim, seni anlatmak istedim, herkes bilsin istedim ama olmuyor.
Seni mezar kabul eder mi onu da bilmiyorum.
Mezar kabul etse cennet kabul eder mi onu da bilmiyorum.
Bildiğim tek şey "ihanetin cennette yerinin olmadığıdır"
...............
Senden sonra tekrar aşık oldum sevgili... "kitaplarıma"
Seni unutturmak için elinden gelen her şeyi yapıyorlar ama artık kitaplarım biliyor "unutmak istemediğimi"
Ayrılığımıza üzülmüyor, kızmıyorlar "kendi kararını kendin vermediğin için sana üzülüyorlar"
Hiç birşey yapmadan bana kin beslemeni kabul edemiyorlar, kitaplarda yeri olmadığını söyleyip duruyorlar,
Seni sevdirmeye çalışıyorum ama nafile, kalbimi okuyor bu kitaplar.
Yoruluyorum, dinlenmek için oku diyorlar,
Sinirleniyorum, sakinleşmek için oku diyorlar,
Yalnızım diyorum, yalnızlığını gidermek için oku diyorlar.
Anladın mı sevgili?
Beni kendilerine bağladılar, senin yokluğundan istifade ettiler,
Okumak bu kadar çok mu önemli diye soruyorum,
İçlerinden biri,
Önemli olmasa "Allah(cc); Peygamberimize(sav) Cebrail(as) aracılığıyla oku dedirtmezdi" diyor.
ve ben susuyorum,
ve ben okumaya devam ediyorum...

29 Ekim 2012 Pazartesi

Hiç Sevmiyorum Bu Şehri


Tarih kokuyor bu şehir...
ama küflenmeye ve yok olmaya maruz bırakılmış bir tarih.
Tek başına kalmış, yapayalnız, bazen acıyorum bu şehre...
Gezilecek görülecek o kadar çok yeri var ki, sıkılmıyorsun bile, Yalnız olsan da tek gezsen de sıkılmıyorsun bu şehirde.
Bu şehir, peygamberin hedef gösterdiği şehir. Bu şehir Osmanlı padişahlarının rüyalarını süsleyen şehir. Bu şehir fatihin şehri.
Diğer şehirlerden farklı bir şehir. "birden fazla seçim hakkı tanıyor" Alternatifi çok. Renkli, şatafatlı...
Buraya gelen burayı çok seviyor, gitmek istemiyor, kalıp yerleşmek istiyor. Tek taraflı bağlanıyor insanlar bu şehre, platonik olarak...
Bu şehre gelmeyende seviyor, gelmek, görmek, gezmek istiyor.
Bu şehre ilk geldiğimde "karısına-kızına, havasına-suyuna güvenmeyeceksin" demeleri hala aklımda.
Önyargılı olmamı istemişti, o zaman ilk sana güvenmiyorum demiştim,
gülümsemişti ama ben gülümsemiyordum!
Sokakta renkli renkli farklı dinden ve dilden insanları izlemek bile zevkli, fakat çarpışmadan yürümek mümkün değil, çünkü kimse kimseye yol vermiyor.
Havalı buradakiler, havası olmayan insan yok gibi. Kimse karşısındakine bakmıyor bile "üstüne başına, havaya veyahut burnunu dikine" bakıyor.
Eğitim seviyesi yüksek bir şehir, hep okuyorlar, bilinçliler, kariyer hedefleri var ama birbirlerine saygıları yok.
Otobüsleri vede trafiği var bu şehrin, otobüse binip oturmak imkansızlaşıyor gün geçtikçe.
Otobüste oturmak hayal oldu bu şehirde,
Oturanlar yaşlılara yer vermiyor. Saygı bitik bir durumda.
Görünmemek için gözlük, duymamak için kulaklık takıyor bu şehrin insanları.
Eğitimin getirdiği hava, saygıyı, örf adet ve geleneği götürmüş bu şehirde... Memleketime gidince görüp fark ediyorum "yol vermeyi, yer vermeyi, saygıyı, selamı"
Bu şehir farkında olmadan insandan çok şey alıp götürüyor. Evet belki para ve kariyer getiriyor ama tekrar getirilemeyecek şeyleri götürüyor, götürmekle yetinmeyip yok ediyor.
Metamorfoz gibi dönüştürüyor, değiştiriyor insanları..
Dostluk arkadaşlık kavramlarını değiştirip yerine menfaatı koymuş bu şehir.
Bu şehir beni artık boğuyor, değiştiriyor,
üzüyor beni bu yapayalnız şehir...
Dün geldim bu şehre ama bugün çok yorgunum, yoruluyorum. Hiç birşey yapmasam da yoruluyorum bu şehirde,
Bu şehre beni bağlayacak hiç birşey yok, bu şehir bensiz de ayakta kalır, bu şehir bensiz de mutlu olur, bu şehir bensiz de yapayalnız.
Bu şehirde samimiyetsizlikten başka bir şey yok.
Bu şehir tekrardan fethedilmeyi bekliyor,
Bu şehir fatihini bekliyor.
Bu şehir benim gitmemi bekliyor...!!!